Ölümsüzlüğün kapısı aralanıyor!
seyhan.net - Ölümsüzlüğün kapısı aralanıyor!
Kamuoyu olan biteni duymadan bilim dünyası, ölümsüzlük peşinde;ölümsüzlüğü arayan ve hatta yakaladığını iddia eden gruplar var artık Öteyandan, insan bedeninin ölmek için doğmadığı da iddia ediliyor; eğer ölümsüzlükfikri bilinçaltımızda yer alır ve hücrelerimize işlerse ölmeyebiliriz

Ya böyle olursa, acaba nasıl bir dünyamız olur?

Darwin´egöre, Homo Sapiens yani biz evrimin en üst düzeyindeyiz, bunun göstergesi isebeslenmek için bir süper-yokedici olmamız Modern bilim ve teknoloji, çok uzunbir zamandan beri, insanın hayvanlardan daha üstün olduğunu tanımlamak vekesinleştirmek için mücadele ediyor, bunun için tek bir engel var; doğanınkontrolu, eğer doğayı kontrol edebilirsek daha da doğrusu hayvanların yaptığıgibi doğa ile bütünleşebilirsek sonuca ulaşacağız Ve doğayı kontrol etmemizinen önemli hedefi ise ölüm yani ölümü yenmek Bilim ne yaparsa yapsın, ne kadarçabalarsa çabalasın yine de insanlar ölümün kurbanı olmaktan kurtulamıyorlarAraştırmalar sürüyor, acaba ölümü yenmeyi başaracak mıyız? Daha ne kadar zamanaihtiyacımız var?

İnsan yaşamının süresi on yılda bir fizyolojik olarakartar Beslenme sistemimizdeki düzelme ve gelişim, tıbbın başarıları vesağladığı güven, göreceli olsa da kentsel yaşamın güvenliği ve son zamanlardailerleyen genetik araştırmalar gösteriyor ki, bazı yönlerden mekanik olsa da,çok yavaş bir tempoda yaşlanmayı kontrol edebiliyoruz Şimdiye kadar, insanlarınyaşlanmakdan ölmeleri kaçınılmaz bir programdaki genetik bir kod olarakdüşünülüyordu, birçok insan yeni buluşları bekliyor, en yeni ilaçları yutuyor,yaşam biçimlerini değiştiriyor ve uzun yaşamı kovalıyor Yüzyıllar geçtiktensonra ilk kez, insan kültürü doğal ölümsüzlüğü hak ettiğinin bilincinde ve bunuistiyor

DNA´nın ihaneti

İnsan bedeni, temel olarakkendini yenileyen ve onaran bir yapıdır; her üç günde bir deri elbisemizyenilenir çünkü hücreler sabit olarak bölünür ve çoğalırlar ama bunun da birsınırı vardır Derinin büyük kayba uğradığı hallerde yetişemezler Birçok hücreyaşlanır, DNA bunu engelleyemez veya DNA yenilenmez, zincir genetik olarakproteinlerin hasar görmesi için serbest bırakılmıştır Berkley Üniversitesi´ndenmolekül bioloğu Judith Campisi, deri ve bağışıklık sistemindeki yaşlı hücrekümelerinin, 70 yaşlarındayken 30 yaşlarındakilere göre üst düzeylerde olduğunutanımlandı Bu iki sistemdeki yüksek oranda hücre bölünmesi öncelikle görünüryaş demekti Öyleyse yaşlanma oluşumu için kayıp ve hasar daha çok hücregruplarının sorumluluğundaydı Bitkinlik, bedenin yıpranmasının doğal sonucudur,kromozomlar DNA´nın ayakkabı bağı benzeri yapısıyla ilişkilidir, DNAbaşlıklarına ise Telomer denir, bunlar DNA zincirinin veya bağının dağılmasınıengellerler ve kromozomlar her bölündüklerinde yeni DNA zincirinin oluşturmakiçin hazırdırlar ama telomerler bunu kısa tutarlar veya uzun sürmesine engelolurlar

Sonuç olarak, telomerler yeni DNA´nın oluşması için gerekensürenin kromozomlar tarafından kullanılmasına izin vermezler Hücrelerin içinibir reaktöre benzetebiliriz, hücre sürekli yakıt üretir Yaşlı insanlardanalınan hücrelerin araştırılması, bu yakıtın daha döllenmeden hemen sonra birfetüs halindeyken tüketilmeye başlandığı göstermiştir Kuramsal olarak,hücrelerin bu kadar hızlı ve çok çalışmasını engellemek ve yakıt tüketiminiazaltmak mümkündür ama bu henüz kuram aşamasındadır Çünkü hücrelerin insanolduktan sonra neden böyle çalıştıklarının cevabı henüz yoktur Beden,enerjisinin büyük kısmını, yemekten sonra hazmederken kullanır, bir çok insanınmetabolizması yavaştır, bazıları ise diet yaparak bu enerjinin kullanımınıazaltmaya gayret ederler Biologlar, laboratuar farelerinin yiyeceklerini ikiyebölüp azaltarak, yaşamlarını % 40 oranda uzatmayı başardılar Los AngelesCalifornia Üniversitesi´nden biolog Roy Walford, günlük ihtiyacı olan 3000kaloriyi, 1800´e indirerek, 120 yaşını kutlamayı umut ediyor Walford´a göreyiyeceklerin azaltılması ve daha önemlisi doğru alınması, sağlıklı hücrelerinzarar verici ve yıkıcı protein gruplarından korunması yolunda ciddi bir adımdırÖzellikle de, E vitamini gibi antioxsidant vitaminlerin üst düzeyleri çokyararlı olmaktadır

Ölümsüzlük yasal mı?

Biolojikaraştırmaların umulmadık sonuçları yaşlanma oluşumunda yeni buluşları ortayakoyuyor ama normal olarak bunlar kısaltılmış olarak ancak özel tıbbi veyabilimsel yayınlarda yer alıyorlar ve toplum bunlardan haberdar olamıyor Bununiçin bir kuruluş oluşturuldu; Yaşamı Uzatma Vakfı kar amacı gütmeyen bir örgütve işi sağlıklı uzun ömür araştırmalarını duyurmak ve desteklemek; son haberleriletiliyor, yeni teknikler tanıtılıyor ve yeni ürünler duyuruluyor Kuruluşunamacı, üyelerinin uzun yaşamaları için yardımcı olmak ve gelecekte gerekecekfonları yaratmak; ana hedef ise fiziksel ölümsüzlük Slogan olarak da Biz çabukyaşlanmıyoruz, çabuk ölmüyoruz diyorlar 16 yıl evvel Hollywood´da Saul Kent veWilliam Faloon tarafından kurulan Yaşamı Uzatma Vakfının başı yasalarladertte Öncelikle önerdikleri özel beslenme metodları ve ilaçlara karşıçıkmaları yüzünden, FDA ABD Beslenme ve İlaç Dairesi tarafındansıkıştırılıyorlar Ticari sistemin dışında olmaları bir diğer handikap En büyüksavaş ise, son yılların ünlü gençlik ilacı olan Melatonin için yaşandı veyaşanıyor Melatonin bir hormon ve bedeni yeniliyor Yaşamı Uzatma Vakfı,Melatonin´nin ticari amaçlı tıp kuruluşları ve doktorlar tarafından kontroledilmesine karşı çıkıyor, benzeri diğer alternatif sağlık kuruluşları tarafındanda desteklenen bu mücadelenin amacı ise, Melatonin ürünlerinin serbest ve ucuzsatılması Uzun süreli hastaların ilacı kullanmaya bütçeleri yetmiyor, bunarağmen dev ilaç tröstleri buna hiç aldırmadan kısıtlamayı sürdürüyorlar ve savaşsürüyor

Onlar ölümü reddediyorlar ?

Öte yandan,ölümsüzlüğün şu anda varolduğunu da söyleyebiliriz Uluslararası Ebedi ToplumOrganizasyonu adlı kuruluş üç kişiyi ölümsüz olarak ilan etti; Charles P Brown,Berna Deane ve James R Stroke bir sosyal program oluşturdular; fizikselölümsüzlüğün bedenlerimizde gerçekten şifrelendiğini iddia ediyorlar, hücrelerbuna hazırlar, iş sadece onları bu oluşum için uyandırmakta Bu üç ilginç insanTogether Forever-Ebediyen Beraber adlı bir kitap yazarak olayı iyicetırmandırdılar; bakın ne yazmışlar; Ölümsüzlük hücrelerini hissediyoruz, bedenölüm uykusuna benzeyen derin uyku nedeniyle buna zaten deneyimli Ölümsüzlükzaten insanın en büyük arzusu ve amacı olarak hücrelerimizde her antitreşmektedir ve bu titreşim enerjisi hücrelerimizle bilincimiz arasındakarşılıklıdır; derinlerde bunu anımsıyoruz; sürekli olarak, evet, ölümsüzdoğdum, ölmek için doğmadım, demeliyiz; işte hücrenin uyanışı budur

Bu üç kişi, kendileri gibi düşünenleri biraraya toplayarak ScottsdaleArizona´da bir komün oluşturdular Orada ilahi ölümsüzlüğü, fiziksel yenilenmeyikovalarken, bedenlerini temizlemeye çalışıyorlar O kadar ilginç düşünceleri varki, oluşturdukları ölümsüzlük enerjisinin kendilerini kazalardan koruyacağına dainanıyorlar Bütün bunlar bir yana ama bu olaya bilim dünyasının olumlu baktığıtek birşey var; o da bilinçaltının ölümü ve öleceğini önceden kabullenmişolması, ama bu bir kuram, henüz bilinmeyen bir yöntemle bilinçaltı ölümüreddederse acaba neler olacaktır? Örnek ise, ölümcül hastaların çok azındagörülen ölüme direnme gücü ve sonunda hastalığı yenmeleri; onlar ölümüreddediyorlar ve Azrail eli boş yerine dönüyor; İşte, gizem burada ama nasıl?

İnsanın ötesi

Felsefi olarak İnsanlık mental, fizikselve sosyal olarak üst düzeylere ulaşma uğraşı içinde Ölümsüzlükçüler, şu aniçinde bulunduğumuz evrim düzeyinin çok uzadığı düşüncesindeler Buna inananlariçinde bilindiği gibi, bedenlerini iddialara göre hemen ölmeden evvel ve genelolarak da ölür ölmez likit nitrojen içinde donduranlar bulunuyor Bir kısmı ise,ölümsüzlüğün insanların bilinçlenmesiyle oluşacağını düşünüyorlar Tıp vepsikoloji, insanın kişiliğinin nereden kaynaklandığını söyleyemiyor ama biyolojişunu belirleyebilir; dünyasal insan düşüncesinden ve mental oluşumdan, beyindeçalışan elektriksel sinyaller sorumluysa ve eğer insan kişiliği veya ruh,beyinde bir etki doğuruyorsa yani söz konusu elektriksel sinyallere nedenoluyorsa ve benzer bir etkiyi yapay bir beyinde yaratamıyorsak, öyleyse herşeykimyasal değildir ve ayrı, farklı birşey biryerlerde vardır Bilgisayarlarıaklınıza getirin; bilgisayarın hardware denen teknik yeterliliği yani bedenivardır, her program software ise bir kişiliktir; bedenin yani bilgisayarınfarklı özelliklerini ayrı düzeylerde kullanır, hele bir de bilgisayarın anabelleği çok büyük veya genişse Ama sorun hızdır, bilgisayar insandan hızlı birhesabı yapabilir fakat bunu nasıl yapacağını kendi düşünemez Anlaşılabildiyse,beden=bilgisa yar ile program=kişilik/ruh benzerliği olabildiğince ortadadır

Sonuçta görülüyor ki, insan ölümsüzlüğe, bilinç olarak, bilgelik olarak,istek olarak, hatta tıbbi olarak hazırdır ama yaşam biçimi olarak, tümalışkanlıklarıyla ve oluşturduğu sistemlerle hazır değildir Buna daha çok zamanvar; belki de gerçekten evrim artık yeni bir aşamaya yani insanötesi insanaşamasına geçmeli

Ölümsüzlük bizi melek veya vampir miyapacak?

Her ne olursa olsun, ölümsüzlük gibi evrensel bir konununkarşısında olduğumuzda, öncelikle olumlu düşünmeliyiz Ama dünyasal sorunlarımızvardır ve bunlar bizi korkutabilir; özellikle Üçüncü Dünya Ülkeleri´ndeki nüfusyoğunluğu ciddi ve endişe vericidir Savaşlar sadece kaynakların ele geçirilmesigibi basit ve ilkel bir neden için yapılmaktadır; doğal afetler ve açlık etkinve öldürücüdür Zengin azınlıklar gelişirken, fakir çoğunluk açlıktanölmektedir; Bu arada, gelişmiş ülkelerde işşizlik dev oranlarda büyürken,emeklilik yaşının 65 yaş civarlarında olması, 20-40 yaş arasındaki kuşağınçalışma gücüne katılımını engellemektedir Emeklilik ödemeleri, 80 yılı aşanuzun bir yaşam ortalamasında devletlere çok pahalıya malolacaktır hatta yıkımaneden olabilir Ölümsüzler yaşam desteğini nereden alacaklar ve kendi dölleriylenasıl rekabet edeceklerdir? Buna karşın bazı ölümsüzlükçülere göre, ölümkorkusunun kalkması toplumun beklentilerini ve sonuçta düzenini değiştirecektirTüm isteklerimizi, bir anda elde edemeyiz Doğuştan gelen değerlerimiz vetanımlamalarımız vardır önce bunları tolere etmeyi öğrenmemiz gerekecektir; Öteyandan, ölüm korkusu olmazsa, kaybedecek bir şeyimiz kalmaz Eğer önümüzdeki binyıl içinde ölümsüz olursak, ya bir melek ya da bir vampir olacağımız kesindir;bugün ektiğimiz tohumlara göre sonucu bekleyip göreceğiz